|
|
" '... karar almak istiyorsan Lodos'un başlamasını bekle.'
Yıllarca anlamamışım. Bu gece sanırım babamın ne demek istediğini anlıyorum.
Lodos önce herşeyi karıştırır.
Estikçe önce birbirine geçer herşey.
Sonra yavaş yavaş durulur.
Ve herşey Lodos'un ardında çok daha net görünür.
Evet. Şimdi açıkça görünüyor herşey ve sanırım
bu Lodos gecesi bana O'nun kendi eliyle açtığı sayfayı yırtmamı öneriyor."
-Lise Defteri-
Çok eskiden severek izlediğim bir diziydi Lise Defteri.
Dizide Kerim karakterini canlandıran Emre Altuğ günlük tutardı.
Yazarken bir yandan da okurdu.
Onun sesiyle bütün o hikayeleri dinlemek o kadar hoşuma giderdi ki not alırdım.
Günlüğüne yazdıklarından bir tanesiydi yukarda yazdığım.
Bugün bütün o olaylar olduğunda aklıma ilk bu cümleler geldi :'(
Evet işte zamanı. İşte benimde onun sayfasını yırtmamın zamanı.
Sonsuza kadar. Bir daha asla açılmaması için.
3 Temmuz 2008 Perşembe 17:48
Sorry My Sea :'(
Gittin... Ben, arkandan sadece baktım. Oysa; söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki... "Gidersen iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini. Gidersen sönecek içimdeki ateş ve bir daha hiç kimse yakamayacak. Gidersen karanlığa mahkum edeceksin günlerimi O karanlıkta yolumu kaybedeceğim" diyecektim sana. Konuşamadım...
Gittin... Gidişini görmemek için gözlerimi kapattım Öylesine acıdıki içim, tutup koparsalardı kolumu bacağımı bu kadar acı duymazdım. Acım yaş olup akmalıydı gözlerimden. Ağlayamadım...
Gittin... Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa Tutkum seninle olmaktı, tutkum teninde erimek, tutkum hayatı seninle sadece paylaşmaktı. Anlatamadım...
Gittin... Gidişini önlemek için tutmak vardı ellerinden Ellerim değil miydi her dokunuşumda seni ürperten? Ürperdin yine biliyorum. Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini Gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu. Tutamadım...
Gittin... Bir yıkım gibiydi gidişin Sen adım adım uzaklaşırken benden Çöküp kaldı bedenim olduğu yere Nice terk edişlere dayanan yürek bu kez yenilmişti Bu kadar zayıf değildim ben kalkmalıydım. Kalkamadım...
Gittin... Oysa geldiğin gün gideceğini biliyordum Hazırdım gidişine, Kaçak zamanları yaşıyorduk Zaman bitecek ve sen gidecektin Bense, gidişinin ertesi günü Hayatıma kaldığım yerden yeniden başlayacaktım. Başlayamadım...
Gittin... Bir şey söyledin mi giderken? "Kal" dememi istedin mi? Son bir kez "seni seviyorum" dedin mi? "Bekle beni döneceğim" diye umut verdin mi? Beynim öylesine uğulduyorduki. Duyamadım...
Gittin... Nereye gittiğin önemli değildi Binlerce kilometre uzakta da olsan, iki metre ötemde de farketmiyordu. Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu. Kurtulmalıydım senden, bu yokluk duygusundan kurtulmalıydım. Kurtulamadım...
Gittin... Unutulanların arasına katılmalıydım Anıları bir sandığa koyup hayatı bir yerinden yakalamalıydım. Bu aşk noktalanmalıydı, bu sevdadan vazgeçmeliydim. Yapamadım...
Gittin... Bir okyanusun ortasında tek küreği kaybolmuş sandalda Dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim şimdi. Bil ki; sevmekten vazgeçmedim seni, Bil ki; seninle birlikte sevdanı da taşıyacağım yüreğimde, Bil ki; seni Unutamadım...
Mehmet Coşkundeniz
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. Demeyeceksin işte. Yaşarsın çünkü. Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın. Ve zaten genellikle O daha az sever seni, Senin O'nu sevdiğinden. Çok sevmezsen, çok acımazsın. Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem. Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini... Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. Senin değillermiş gibi davranacaksın. Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın. Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. Çok eşyan olmayacak mesela evinde. Paldır küldür yürüyebileceksin. İlle de bir şeyleri sahipleneceksen, Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin. Gökyüzünü sahipleneceksin, Güneşi, ayı, yıldızları... Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak. "O benim." diyeceksin. Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin... Mesela gökkuşağı senin olacak. İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın. Mesela turuncuya, yada pembeye. Ya da cennete ait olacaksın. Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın. Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat. İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...
Can Yücel
|
|
|
|
|
|
|
İkimize
Başladığımız yerdeyiz ikimizde Yolların ayrıldığı ve kaybolduğu Akla kara gibiydik zaten Yeni cevabı yok soruların Bazen bulanık bir su bazen berrak gibi görünen Bir dünyaydık yalnızca Artık oyun oynamaya hiç mecalim yok Yaradılışıma aykırıydı herşey Gözyaşlarım beklerdi hep hep bir kenarda Aynı başlangıçlar artık Düşlerin ayrılıp kaybolduğu Akla kara bir arada durmaz Hüzün gelir sonra hayatımıza Yalanlardı oysa bütün oyunlarımız Hep mutlu gibi görünen Büyümüş oyuncaklardık aslında Artık uyku uyumaya hiç mecalim yok Yaradılışıma aykırıydı herşey Gözyaşlarım avuturdu beni hep bir kenarda Farklarımız o kadar çok ki Geceyi gündüz yapamam Öyle büyük uçurumlar doğurdun ki Geçecek bir köprü kuramam Farlarımız o kadar çok ki Gündüze gece katamam Büyük uçurumlar doğurdun ki Kanatlanıp uçamam..... "kanatlanıp uçamam"
Murat Yılmazyıldırım
|
|
|
|
|
|
|
Gece ve Düşler
Bilemedim düşlerin bu kadar korkak Ellerimden uzak olduğunu Göremedim uykuların bu kadar küçülmüş Düşlerimden ayrık durduğunu
Yapamam kendime kötü gözle bakamam Sevgiliyi yerinden oynatamam Ölemem, uğruna içimde güller dikemem Sevgiliyi aşkımdan edemem
Güneş bile ağlar halime Ne olacak diye sorar kendine
Bilemedim düşlerin bu kadar yorgun Ellerime tuzak kurdugunu Göremedim uykuların bu kadar ellenmiş Düşlerime düşman olduğunu
Yapamam kendime kötü gözle bakamam Yelkenimi yerinden oynatamam Ölemem, uğruna içimde güller dikemem Yelkenimi aşkından edemem
Güneş bile ağlar halime Ne olacak diye sorar kendine Güneş bile ağlar halime Kapatır kendini öldüren geceye Güldüren düşlere...
Murat Yılmazyıldırım
|
|
|
|
|